Suriye’deki İsrail planı

Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, Beşşar Esed’in dünyanın gözünün içine baka baka yaptığı suçlara dikkat çekti.

Suriye'deki İsrail planı
Başyurt, Suriye‘de her gün yaşanan insanlık dramına karşı 3 maymunu oynayan Batı dünyasının ve bölgenin müslüman güçlerinin neden bu zulme “dur” diyemediklerini bölgedeki ince hesapları masaya yatırdı.

İşte Başyurt’un o yazısı:

Suriye’de Esed zulmü büyüyerek sürüyor.

Akan kanın durdurulması için daha kaç bin bebeğin öldürülmesi gerekiyor bilen yok.

Cılız diplomatik tepkiler var. Sözlü uyarılar var.

Ancak Esed’i durdurmaya yönelik caydırıcı bir girişim yok.

Askeri operasyonu kastetmiyorum, ortak bir diplomatik yaptırım bile söz konusu değil.

Suriye’de yaşananlar 3 acı gerçeği ortaya koyuyor.

Birincisi,
uluslararası barışı sağlamak ve sürdürmekten sorumlu Birleşmiş Milletler yapısal yetersizlik taşıyor.
Özellikle de ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’in Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi olarak “veto” haklarının bulunması sistemi kilitliyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın galipleri tarafından kurulan bu sistem, İslam dünyasının her açıdan aleyhine işliyor.
Suriye, Libya, Bosna, Afganistan, Irak, Filistin, Somali gibi ülkelerde sürmekte olan dramların sona ermesi için bu yapının yeniden yapılanması ve temsil keyfiyetinin yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

İslam dünyasında “motor güç” yok

İkincisi, İslam dünyası kendi sorunlarını çözebilecek kabiliyetlerden henüz çok uzak. Tunus, Mısır, Libya, Yemen, Suriye‘de yaşananlar ortada… Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de akan kan da… Peki, İKT nerede? Ne iş yapıyor?

Kriz, İslam dünyasının krizleri çözecek bölgesel ve küresel lider ülkelerden de yoksun olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı.

Mesela AB’de Almanya-Fransa ikilisi, Birlik içi krizleri çözmede “motor güç” rolü oynayabiliyor.
Yunanistan’a sağlanan 300 milyar euro’yu bulan destek paketini bu gözle bir değerlendirmekte fayda var.
Sadece Yunanistan’ı kurtarmakla kalmadılar, krizin kartopundan çığa dönüşmesini ve bütün AB’yi vurmasını da engellediler.

İslam dünyasında “kriz önleyici” motor güç de, “kriz çözücü” bir ulus-üstü yapılanma da mevcut değil.

Halkların talepleri Batı’nın umurunda değil

Üçüncüsü, Arap Baharı giderek ‘Arap Kışı’na dönüşüyor.

En azından kısa vadeli etkisinin bölgede ‘kış’ gibi hissedilmesi kaçınılmaz hale geliyor.

İşte Mısır, işte Libya, işte Yemen… Taşların yerine oturması, halkın tercihlerinin yönetime yansıması ve istikrarlı bir yönetim oluşturulması daha yıllar alacak.

Yaşananlar, Batılı ülkelerin İslam dünyasında demokratikleşme amacıyla halk devrimlerini desteklediği söylemlerini de boşa çıkarıyor.

Batı, Arap dünyasında kontrollü bir “yüz değiştirme” operasyonu yapıyor.

Dertleri ne bölge halkının talepleri ne de özgürleşmeleri.

Suriye’de, Esed’in yerine koyabilecekleri yeni yüzü henüz bulamadıkları için arayış içinde bekliyorlar.

Sandıktan sürpriz çıkmasından endişe ediyorlar.

Mısır’ın ardından Suriye‘de de hesaplananın dışında bir iktidar gelirse, İsrail‘in kıskaç içine girmesinden kaygılanıyorlar.

Bu arayış sürerken Suriye Bosna’ya bile dönse, onlar yüzlerini dönmezler.

Dertleri ne katliam ne de halkın talepleri…

Suriye krizi üzerinden çıkarılacak bu dersler bize gözyaşından uzak daha iyi bir gelecek için daha fazla gayret göstermemiz ve bolca yakarmamız gerektiğini söylüyor.

Erhan BAŞYURT – BUGÜN