New Release from IUR Press:Islamic Public Law (Documents on Practice from the Ottoman Archives)by Ahmed Akgunduz, (Rotterdam: IUR Press 2011), Hardcover, 734 pp. Price 45 Euro plus Post Costs. ISBN 978-90-807192-6-2.“Islamic law contains explications and divisions that imply a classification in terms of public and private law. In this book we will explain the outlines of Islamic public law, e.g. First Chapter; Islamic constitutional law (al-siyāsah al-shar‘iyyah) and administrative law (al-siyāsah al-shar‘iyyah); Second Chapter; penal law (al-̒uqūbāt); Third Chapter; financial law (zakāt, ʻushr, ḫarāj and other taxes); Fourth Chapter; trial law (qaḍā), and Fifth Chapter: international public law (al-siyar). The fields of especially Islamic constitutional law, administrative law, financial law, ta‘zīr penalties, and arrangements concerning military law based on the restricted legislative authority vested by Sharī‘ah rules and those jurisprudential decrees based on secondary sources like customs and traditions and the public good (maslahah) all fell under what was variously called public law, al-siyāsah al-shar‘iyyah (Sharī‘ah policy), qānūn (legal code), qānūnnāmah, ‘orfī ḥuqūq etc. Since these laws could not go beyond Sharī‘ah principles either, at least in theory, they should not be regarded as a legal system outside of Islamic law.But Islamic penal law, financial law, trial law, and international law depend mostly on rules that are based directly on the Qur’an and the Sunnah and codified in books of fiqh (Islamic law) called Sharī‘ah rules, Sharʻ-i sharīf, or Sharī‘ah law. Such rules formed 85% of the legal system. In this book, we will focus on some controversial problems in the Muslim world today, such as the form of government in Islamic law and the relation between Islam and democracy. Islamic law does not stipulate a certain method of state government; nonetheless, we may say that the principles it decrees and its concept of sovereignty suggest a religious republic. As a matter of fact, Ḫulafā al-Rāshidūn (the Rightly Guided Caliphs), were both caliphs and religious republican presidents.We could say that this book has three main characteristics. i) We have tried to base our explanations directly on the primary Islamic law sources. For example, after reading some articles on the caliphate or tīmār system in articles or books by some Western scholars and even by some Muslim scholars, one might conclude that there are different views on these subjects among Muslim scholars. This is not true: Muslisms have agreed on the basic rules on legal subjects, but there are some conflicts regarding nuances and interpretations. If one reads works by Imām Gazzali, Ibn Taymiyyah, al-Māwardi, and al-Farrā’, one will not find any disagreement on the main rules, but there are some different interpretations of some concepts. We have tried to discover where they agreed and we have sometimes pointed to where they differed. ii) We have researched practices of Islamic law, especially legal documents in the Ottoman archives. For example, we explain ḥadd-i sariqa but also mention some legal articles from the Ottoman legal codes (qānunnāmes) and some Sharī‘ah court decisions like legal decrees (i‘lāmāt-i shar‘iyyah). It is well known that nobody can understand any legal system without implementing and practicing it. That also holds for Islamic law because theory alone does not yield a complete understanding of Sharī‘ah rules. iii) We have worked hard to correct some misconceptions and misunderstandings about Islamic law. That is why we appeal to the primary sources. For example, some scholars claim that the Ḥanafī jurist Imām Saraḫsī did not accept the idea of punishment for apostasy. We have studied his work al-Mabsūt and found this claim to be unfounded. The comparison between tīmār and fief is another example because the tīmār system is different from the fief system. Some scholars confuse the concept of sovereignty and governance. The Islamic state is not a theocratic state in the sense in which Europeans understand the term.”  Bergsingel 135, 3037 GC RotterdamT +31 (0)10 485 47 21F +31 (0)10 484 31 47E info@iurpress.nlI www. iurpress.nl

*******************************************************************

TÜRKÇESİ

*******************************************************************

IUR Press’den Yeni Bir İngilizce Şaheser:İslam Kamu Hukuku (Islamic Public Law) (Documents on Practice from the Ottoman Archives)Yazar: Ahmed Akgunduz, (Rotterdam: IUR Press 2011), Ciltli, 734 sayfa. Price 45 Euro + Psta Masrafı. ISBN 978-90-807192-6-2.“Roma Hukukundan beri hukuk, kamu ve özel hukuk diye iki ana bölüme ayrılmaktadır. Cermen hukukunda olduğu gibi, İslam hukukunda da böyle bir ayırım, mevcut değildir. Ancak bu durum, İslam hukukunda böyle bir ayrımın yapılamayacağı manasına gelmez. Kaldı ki, İslam hukukunda da kamu-özel hukuk ayırımını andıran izahlar ve taksimler bulunmaktadır.. Bu kitapta İslam Kamu hukukunun anahatlarını açıklamaya çalıştık . Birinci Bölüm; Islam Anayasa Hukuku (al-siyāsah al-shar‘iyyah) ve İdare Hukuku (al-siyāsah al-shar‘iyyah); İkinci Bölüm; Islam Ceza Hukuku  (al-̒ukūbāt); Üçüncü Bölüm; Islam Vergi Hukuku  (zakāt, ʻöşür, ḫarāj ve diğer vergiler); Dördüncü Bölüm; Islam Yargılama Hukuku  (Kazā), Beşinci Bölüm; Islam Devletler Umumi Hukuku Hukuku : (al-siyar). A) Ceza Hukukunun çoüu hükümleri, yargılama hukuku, vergi hukukunun temeli, Devletler Umumi hukukunun temel esasları, Kur’an ve sünnetin açık olarak ifade ettiği şer’i hükümlere dayanmaktadır. Bunlar, hiç bir şahıs ve kurumun tasdikine gerek olmaksızın geçerlidir ve bütün Müslümanlar için bağlayıcıdır: Bunlarda kanun koyucu Allah veya peygamberidir. İslam hukukunda sultan-halife ve padişah da dâhil, her Müslümanı bağlayan bu çeşit hükümlere şer’i hükümler şer-i şerif veya şer’î hukuk denmiştir. Bunun anlamı, sayılanların dışındakilerin şer’î olmadığı demek değildir, belki herkesi bağlayan ve aksine hüküm vaz’ı mümkün olmayan hükümler manasını ifade etmektedir.B) İslam Anayasa Hukukuö İdare Hukukuö Askeri Hukuk, vergi hukukunun bazı hükümleri ve ta’zir suç ve cezaları ise, Kur’an veya sünnette açık bir hüküm bulunmadığı için içtihad ile sâbit olan hukukî hükümlere dayanmaktadır. Bunların kaynağı istihsân, âmme maslahatı prensibi (istislâh) veya bunlara dayanan örf ve âdet kâideleri gibi tâli kaynaklar olabilir. İkinci gruba giren hükümlerin en önemli özelliği, bağlayıcı olmamasıdır. Bu kitapta, asrımızda Müslüman bilim adamlarının çokça tartıştığı bazı öenmli konuları da tartışma masasına yatırdık: elbetteki İslam ve demokrasi, kadın hakları, İslam ve teokrasi ve İslam’da devleti şekli  gibi konular bunların başında gelmektedir. Bu kitabımızın üç temel özelliği mevcuttur:i) Biz doğrudan İslam hukukunun temel kaynaklarını kullanmaya ve İslam Kamu hukuku ile alakalı meselelerde doğrudan fıkıh kitaplarından nakil yapmaya gayret gösterdik. Bazı batılı araştrımacıların ve hatta bir kısım Müslüman ilim adamlarının dahi yanlış tevillerde bulunduğu timar sisitemi ve mürtedle alakalı hükümler gibi tartışmalı konularda, gösterilmek istenenenin aksine mesela Imām Gazzali, Ibn Taymiyyah, al-Māwardi, ve al-Farrā’ gibi İslam hukukçularının nianslar dışında ihtilaf halinde olmadıklarını gördük.. ii) Kitabımızın ikinci temel özelliği sadece teorik kaynaklarla yetinmeyip, Osmanlı arşivleri, şer’iye mahkemesi kararları, kanunnameler gibi uygulama örneklerine ve kaynaklarına da müracaaat etmek olmuştur. Mesela recm ve mürted konusu ile alakalı 600 sene Osmanlı’nın ne yaptığını yansıtmaya çalıştık ve sadece teorik cümleler üzerine tartışmadık. iii) Bu arada İslam hukuku ile alakalı bazı yanlış anlamaları da bu kitapta tashih etme gayretine girdik. En bariz missal Hanefi Hukukçusu  Imām Saraḫsī’nın  al-Mabsūt adlı eserindeki bazı ibarelere dayanarak mürtedin cezasını Kabul etmedikleri şeklindeki iddiadır.Zannedersem, İnglizce ve Batı dillerinde nazarıyat ıle tatbıkatı birleştiren İslam Hukuku ile alakalı en kapsam kitabı neşretmiş bulunuyoruz.”

About these ads